AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in sosyal medyadan 2 Nisan'da boykot çağrısı yapmasına tepki gösterdi. Çelik, "Özgür Özel’in geldiği nokta bir siyasi muhalefet değil, Türkiye’yi topyekun tehdit etmektir." dedi. İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve bakanlardan da açıklamalar geldi.
Ömer Çelik sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in alışveriş boykotu çağrısına tepki gösterdi.
Çağrının ekonomik hayatı hedef aldığını belirten Çelik, "Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” olarak kayda geçmiştir." ifadesini kullandı. Ömer Çelik'in X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklaması şu şekilde: "CHP Genel Başkanı Sn Özgür Özel’in geldiği nokta bir siyasi muhalefet değil, Türkiye’yi topyekun tehdit etmektir. Özgür Özel, CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak, kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” olarak kayda geçmiştir. Özgür Özel’in toplumsal hayatı bölmeye uğraşmak dışında bir muhalefet yeteneği olmadığı net şekilde görülmüştür. CHP’yi, bırakın sanal iktidar hayallerini, muhalefet yapma yeteneğinden bile yoksun bir hale düşürmüştür. Bütün siyasi söylemi siyasi fanatizm, tehdit, milli firmaları hedef almak, vatandaşlarımızı “fişlemek” ve sosyal bölücülükten ibarettir. Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir."
CEVDET YILMAZ: HUZURU VE EKONOMİYİ HEDEF ALAN MUHALEFET KAYBETMEYE MAHKUMDUR Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise "Bölgemizde yaşanan jeopolitik ve ekonomik gelişmeler iç çekişmelere feda edilemeyecek düzeyde hayatidir." dedi. Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Bölgemizde yaşanan jeopolitik ve ekonomik gelişmeler iç çekişmelere feda edilemeyecek düzeyde hayatidir. Küresel siyaset ve ekonomide belirsizlik ve riskler kadar, yeni imkan ve fırsatların oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Terörsüz Türkiye hedefi için son derece kıymetli bir çaba içindeyiz. Tarihimizin en büyük deprem afetinin yaraları hızla sarılmaktadır. İnsanımızın kalıcı refahı için ekonomik programımızı kararlılıkla hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı. Gündemlerinin dış politika, demokrasi ve kalkınmada Türkiye’nin çıtasını daha ileriye taşımak olduğunu söyleyen Yılmaz, "Gündemimiz, dış politika, demokrasi ve kalkınmada çıtamızı daha ileri taşımaktır. Toplumsal huzur, refah ve milli birlik, siyaset kurumunun ortak sorumluluğudur. Demokrasinin olmazsa olmazı olan muhalefet, meşru zeminlerde, yapıcı öneri ve eleştiriler ile yapılır. Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur. Ayrıştırıcı, tehditkar ve kutuplaştırıcı söylemleri esas alan, hukuk tanımaz siyaset tarzı, tarih önünde ve milletimizin vicdanında karşılığını bulacaktır" açıklamasında bulundu.
YERLİKAYA: EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIMIZA YÖNELİK BİR SABOTAJ
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı. Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti: "Gençlerimizi kendi siyasi emelleri uğruna sokaklara çağırıp iç karışıklık çıkarmaya çalışanlar; halkımız arasında kin ve düşmanlık tohumlarını ekmeye uğraşanlar, 'işkence yapılıyor' diyerek ülkemize iftira atanlar, şimdi de 'boykot çağrısı' yapıyorlar. Ana muhalefetin fütursuz çağrılarını büyük bir keyifle izleyenlerin başında siyonist İsrail’in gelmesi, nasıl bir tezahürdür? Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durdukça, dünya siyasetinde dik ve güçlü bir duruş sergiledikçe, bölgesinde olup bitene seyirci kalmadıkça, hem milletimizin hem de mazlumların hakkını korudukça, birileri yine aynı oyunları sahneye koymaya başladı. Şimdi de 'boykot’' diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? 'Demokratik hak' kalkanı gölgesinde istenen bu mu?" Boykot çağrısı yapanların binlerce insanın ekmeği ile oynayacağına işaret eden Yerlikaya, "Unutulmasın ki bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz 'boykotla değil, üretimle büyürüz!' Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Tehditlerle, parmak sallamalarla, sokak ve boykot çağrılarıyla eğip, bükülemez. Parti içi kavgalarınıza ülkemizi alet etmeyin! İşçilerimizin, üreticilerimizin, çiftçilerimizin gücü; gençlerimizin enerjisiyle, 7’den 77’ye, alın terimizi akıtmaya, bir ve beraber olarak Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine doğru yürümeye devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.
YUMAKLI: MİLLETİMİZ GEREKEN CEVABI VERECEKTİR Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kendi üreticisine, kendi esnafına sırt dönmenin, kendi emeğini baltalamak olduğunu belirterek, "Üretimin, istihdamın, milli ekonomimizin işleyen çarklarına çomak sokmaya çalışanlara karşı milletimiz gereken cevabı verecektir." ifadesini kullandı. Yumaklı, ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: "Bizim üreticimiz, bizim çiftçimiz, bizim esnafımız. Milli markalarımıza 'boykot' adı altında yapılmaya çalışılanların, Türkiye'ye zarar vereceği aşikardır. Kendi üreticimize, kendi esnafımıza sırtımızı dönmek, kendi emeğimizi baltalamaktır. Üretimin, istihdamın, milli ekonomimizin işleyen çarklarına çomak sokmaya çalışanlara karşı milletimiz gereken cevabı verecektir."
TUNÇ: HUKUKSUZ BOYKOT ÇAĞRILARI KABUL EDİLEMEZ Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Hukuk Devletinde hiç kimse, markaları, şirketleri veya tüketicileri ideolojik çizgisine göre hizaya sokamaz. Kimse, kendi siyasi çıkarı uğruna, binlerce insanın emeğini tehdit edemez. Hukuksuz boykot çağrıları kabul edilemez" dedi.
Adalet Bakanı Tunç, sosyal paylaşım sitesi X hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı markaları hedef alan sistemli boykot çağrısı, ekonomik düzene yönelik organize bir karalama kampanyasıdır. Hukuk devletinde hiç kimse, markaları, şirketleri veya tüketicileri ideolojik çizgisine göre hizaya sokamaz. Kimse, kendi siyasi çıkarı uğruna, binlerce insanın emeğini tehdit edemez" dedi. Bakan Tunç, "Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır. Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır. Bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanların, iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden her girişimin hukuki ve cezai sorumluluğu vardır. Bağımsız ve tarafsız yargı; esnafımızın, emekçimizin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Şahsi menfaatlerinin esiri olan ana muhalefet partisinin genel başkanı, yaşadığı akıl tutulmasından bir an önce dönmeli, milletimizi birbirine düşürecek ve kaos oluşturacak sorumsuz ve şuursuz çağrılarından vazgeçmelidir. Böylesine seviyesiz ve akıl dışı çağrılara milletimiz kesinlikle itibar etmeyecek, ülkemizi kutuplaştırmaya çalışanlara, ekonomimize zarar vermeyi amaçlayanlara, sokakları karıştırmak isteyenlere sağduyusuyla, birlik ve beraberliğiyle en güzel cevabı verecektir" ifadelerine yer verdi.
URALOĞLU: BOYKOT ADI ALTINDA KİRLİ SÖYLEMLER BU MİLLETİ YILDIRAMAZ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, boykot adı altında yürütülen kirli söylemlerin, bu milleti yıldıramayacağını belirterek, "Aziz milletimiz neyin ne olduğunu bilir, ferasetiyle, basiretiyle her oyunu bozar." ifadesini kullandı. Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, üreten, istihdam sağlayan her kişi ve kurumun, Türkiye'nin milli gücü olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu güce zarar vermek isteyenlerin hedefi sadece markalar değil, emeğimiz, birlikteliğimiz ve geleceğimizdir. Boykot adı altında yürütülen kirli söylemler, bu milleti yıldıramaz. Aziz milletimiz neyin ne olduğunu bilir, ferasetiyle, basiretiyle her oyunu bozar. Toplumu bölmeye çalışanlar yine ve her zaman kaybedecektir. Biz biriz ve birlikte güçlüyüz."
GÖKTAŞ: TÜRKİYE'YE KAYBETTİRMEYİ AMAÇLAYANLARA KARŞI DİMDİK DURUYORUZ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Toplumsal birliği bozmayı, Türkiye'ye kaybettirmeyi amaçlayanlara karşı dimdik duruyor ve bu zihniyeti reddediyoruz. Bu ülkenin değerlerine, emeğine, büyümesine zarar vermeyi amaçlayanlar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar." ifadesini kullandı. Bakan Göktaş sosyal medya hesabından, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına tepki gösterdi: Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti: “Boykot adı altında yapılan çağrı ile hedef aldıkları, alın teriyle üreten işçimiz, toprağını işleyen çiftçimiz, istihdam sağlayan girişimcimiz ve bu ülkenin refahını inşa eden tüm kesimlerdir. Türkiye'nin emeğine, kazanımlarına ve geleceğine doğrudan zarar veren bu hareket, boykot değil milli zarardır. Bizler, emeğiyle büyüyen, üretimiyle güçlenen, birliğiyle yükselen bir milletiz. Toplumsal birliği bozmayı, Türkiye'ye kaybettirmeyi amaçlayanlara karşı dimdik duruyor ve bu zihniyeti reddediyoruz. Bu ülkenin değerlerine, emeğine, büyümesine zarar vermeyi amaçlayanlar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar."
TEKİN: AYRIŞTIRICI SÖYLEMLER ÜRETENLER YENİLMEYE MAHKUMDUR Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Boykot naralarıyla ayrıştırıcı söylemler üretenler, milletimizin birliği ve beraberliği karşısında her daim yenilmeye mahkumdur." ifadesini kullandı. Bakan Tekin, sosyal medya hesabından, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı. Tekin paylaşımında, "Yerli ve milli markalara yönelik boykot çağrılarının, ülkemizin daha müreffeh yarınlara ulaşmasına zarar vereceği açıktır. Bilinmelidir ki, bu büyük millet kendi emeğini kimseye asla yem etmeyecektir. Boykot naralarıyla ayrıştırıcı söylemler üretenler, milletimizin birliği ve beraberliği karşısında her daim yenilmeye mahkumdur." ifadelerine yer verdi.
KURUM: HUZURUMUZU HEDEF ALAN HER ADIMDA KAYBETMEYE MAHKUMSUNUZ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Huzurumuzu ve ekonomimizi hedef alarak attığınız her adımda hep kaybetmeye mahkumsunuz!" ifadesini kullandı. Bakan Kurum, sosyal medya hesabından, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı. Kurum, şunları kaydetti: "Boykot diyerek, bu milletin işini, aşını, esnafın siftahını, helal kazancını, çiftçinin emeğini, alın terini hedef aldınız. Ama şunu iyi bilin ki bu çağrılarla ne para kulelerini, yolsuzluk skandallarını örtebilir ne de bu millete zarar verebilirsiniz. Huzurumuzu ve ekonomimizi hedef alarak attığınız her adımda hep kaybetmeye mahkumsunuz!"
FAHRETTİN ALTUN: MİLLİ MENFAATLERİMİZE SABOTAJ GİRİŞİMİDİR Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da, "Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir." açıklamasında bulundu. Altun, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Türkiye'nin son dönemde yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele ettiğini belirtti. Fahrettin Altun şu açıklamayı yaptı: "Türkiye, son dönemde hem içerde hem dışarda yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele vermektedir. Ana muhalefet partisinde yaşanan iç çekişmeler ve bu süreçte kamuoyuna yansıyan iddialar dehşet vericidir. Ne yazık ki, bu kadar ciddi iddialar karşısında mahcubiyet duyması gerekenler, kamu vicdanına hesap vermek yerine, yalan ve iftira siyasetini sürdürmekte, “yavuz hırsız” misali algı operasyonlarına başvurmaktadır. Ramazan-ı Şerif’in manevi ikliminde dahi kutsal değerlerimize yönelik alçak saldırılar, organize küfür kampanyaları, dinimize, milletimizin mukaddeslerine ve Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece edep dışı söylemler, toplumumuzun huzurunu hedef almıştır. Bu söylemler sadece siyasi nezaketsizlik değil, aynı zamanda organize kötülüğün dışavurumudur. Ana muhalefet kadrolarının sömürgeci zihniyeti çağrıştıran tutumlar içine girerek uluslararası odaklardan siyasi meşruiyet devşirme gayretleri ise ibret vericidir. Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir. Kendilerini hâlâ vesayet Türkiye’sinin imtiyazlıları zanneden bu azgın azınlık bilmelidir ki Türkiye, birilerinin birtakım küresel güçlere sırtını dayayıp parmak sallayabileceği bir ülke değildir. Bu ülkenin gerçek sahibi olan aziz milletimiz, bu oyunların farkındadır. Türkiye artık vesayet odaklarının, küresel güçlerin arka bahçesi değildir. Gücünü milli iradeden alan bir liderliğin öncülüğünde yoluna kararlılıkla devam etmektedir. Neredeyse on yıldır değiştiğini, geliştiğini, helalleştiğini iddia edenlerin Gezi kalkışmasından bugüne bir arpa boyu yol alamadığı ortaya çıkmıştır. Sürekli kendini tekrar eden bir faşizan tavrı içinden bir türlü atamayan bu zihniyet, çirkin bir üslup eşliğinde mahalle baskısı oluşturmaya, kendileriyle aynı görüşü paylaşmayanları sindirmeye çalışmaktadır. Farklı görüşlere tahammül edemeyen, kendinden olmayanı yaftalayan, hatta tehdit eden bu faşizan anlayış, demokratik olgunlukla, birlikte yaşama kültürüyle asla bağdaşmaz. Hiçbir sanatçımızın ve sektör emekçimizin de ideolojik temelli tehditlere, baskılara ve dışlanma girişimlerine karşı yalnız olmadığını belirtmek isterim. İletişim ekosistemimizin güvenliğini sağlamak üzere attığımız her adımda sektörün haklarını savunmaya devam edeceğiz. Görüşünden ötürü birilerinin baskısıyla yer verilmedikleri her alanda biz olacak, onları yalnız bırakmayacağız. Bir kez daha gerçek yüzü ortaya çıkan kifayetsiz muhterislere şunu söylüyoruz: Bu ülkede artık bu faşist söylemlerinizin, bu ayrımcı tutumlarınızın, bu kışkırtıcı, ötekileştirici dilinizin bir siyasal karşılığı kalmamıştır. Siyasi rekabet, ilke ve vizyonla yapılır; tehdit ve sindirme ile değil. Muhalif görüşlere sahip vatandaşlarımızın siyaset kurumuna yönelik talep ve beklentilerini, kendi şahsi çıkar hesaplarına adeta kurban eden; onların umutlarını bozuk para gibi harcayan müflis siyaset tüccarları ve onların kayığına binip sağa sola nizamat vermeye çalışan “kültürel hegemonya” bekçileri, ortaya koydukları bu faşist yaklaşımın sonuçlarıyla yüzleştiklerinde ne kadar büyük bir yanlışın içine sürüklendiklerini anlayacaklardır. Türkiye kararlıdır, güçlüdür ve yoluna milletin iradesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devam etmektedir."